26 Kasım 2015 Perşembe
İLK KURŞUN VE HASAN TAHSİN
Hasan Tahsin; 1888 yılında Selanik'te doğdu asıl adı Osman Nevres'tir. ilköğretimine Selanik'te bulunan ve Mustafa Kemal Atatürk'ün de eğitim aldığı Şemsi Efendi Okulu'nda başlamış, daha sonra Selanik Feyziye Mektebi'ni bitirmiştir. İttihat ve Terakki tarafından burslu olarak Paris Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilimler öğrenimi görmüştür. Paris'te İttihat ve Terakki Fırkası'nda ve Teşkilat-ı Mahsusa'da görev almıştır. İstanbul'a döndükten sonra,Osmanlı Devleti aleyhine Balkanları karıştıran İngiliz istihbarat teşkilatı adına çalışan Buxton kardeşlerin bu faaliyetlerini önlemekle görevlendirilmiştir. Buxton kardeşlere Bükreş'te bir tünelde suikast düzenleyen Hasan Tahsin, 10 yıla mahkûm edilmiş ancak 1916 yılında Almanya'nın Balkanlara girmesi nedeniyle serbest kalarak İstanbul'a dönmüştür. 1918 yılında İzmir'e yerleşerek gazeteciliğe başladı.
25 Ekim 2015 Pazar
İZMİR'İN İŞGALİ VE KURTULUŞ SAVAŞINA ETKİSİ
30 Ekim 1918de imzalanan
Mondros Anlaşmasının 7.nci maddesi; İtilaf
Devletlerine, ufak bahanelerle ülkemizin her noktasını işgal
etme hakkı veriyordu. Anlaşma bütün detayları ile sarayın bilgisi dahilinde Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından imzalanmış
ve düşman çarpışarak geçemediği Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından geçip başkent İstanbul’a dayanmıştı.
3 Kasım’da Musul, 6
Kasım’da Kerkük, 8 Kasım’da
da İskenderun, 28 Mart’ta Antalya ve 15 Mayıs
günü İzmir uyduruktan bahanelerle işgal edilmiş, İzmir’in nazlı bedeni Yunan
çizmesi altında kalmıştı.
15 Mayıs 1919 günü ağababalarının donanmasının koruması altında Yunan ordusu
İzmir’e asker çıkararak işgale başlamıştır. Yunanistan işgali haklı göstermek
güçlendirmek için önce bölgedeki Rumların Türklerden daha kalabalık olduğunu
iddia etmiş, fakat bu fikri çürütülünce bölgedeki Rumların Türkler tarafından
katledilmek üzere olduğunu söyleyerek Hıristiyan dünyasının da desteğini
sağlamaya çalışmış ve bunda bir süre için başarılı olmuştur. İzmir’in işgali
Yunanistan için büyük bir önem taşıyordu; Megola İdea yani büyük Yunanistan
ideali artık gerçekleşmekteydi. Batı Anadolu’yu kapsayan Bizans İmparatorluğu
yeniden kurulabilecekti. Bu nedenle Yunanlıların yaptıkları işgal hareketleri
bölgede düzeni sağlamak yerine Türk nüfusunu yok etmek için katliamlar
yapılması şeklinde gerçekleşmiştir. Bu durumu daha önceden tahmin eden Türk
Halkı bu nedenle İzmir’in işgaline diğer işgallerden daha fazla tepki
göstermiştir.
Daha İzmir’e çıktıkları ilk gün katliam yapmaya başlayan
Yunan ordusuna karşı ilk kurşun İzmir’de gazeteci hasan Tahsin tarafından
sıkılmıştır. Kısa bir süre içinde Yunan işgaline karşı silahlı direniş grupları
oluşmuştur. Fakat Yunan ordusu bu engellemeler rağmen işgallerine devam
etmiştir. İzmir’in işgali Ege Bölgesinde milis kuvvetler olan Kuva-yı
Milliye’nin kurulmasına neden olmuştur. Kuva-yı Milliye birlikler Yunan
Kuvvetlerinin ilerleyişini durduramamış fakat yavaşlatmıştır.
Yunan işgali itilaf devletleri’nin verdiği destek
sayesinde 1922 yılında Sakarya Irmağı’na kadar ulaşacaktır.
İşgal günü Yunan birlikleri şehirde zafer turu attılar.
Bu zafer turu sırasında Türk subayları sahil şeridine dizdiler. Bir Türk Subayı
“Yaşasın Venizelos" diye bağırmadığı için şehit edildi. Yunanlar ilk günde 400 kişiyi hunharca
öldürdü. İzmir'in işgali ile bir çok asker istifa ederek Milli Mücadele'ye
katıldı. Aynı zamanda İzmir'de kalan Türkler de işgalin getirdiği huzursuzluğa
dayanamadı ve Anadolu'ya göç etti. Kalmakta ısrar eden Türk ailelerse Yunan
askerinin tavırlarına ve yaptıkları eziyetlere daha fazla dayanamayıp
Anadolu'daki milli mücadeleye destek vermek amaçlı olarak göç ettiler.
28 Eylül 2015 Pazartesi
URLA
Klazomenai antik kentinin kalınrıları Urla'nın İskele mahallesinde bulunmaktadır. Şu anda kazılar halen devam etmektedir. Bir kısmı Karantina Adası üzerinde bulunmaktadır. Çıkarılan önemli kalıntılardan birisi de o devirlerde kullanılan bir zeytinyağı fabrikasıdır. Ağaçlı yolun (Mithat Paşa Caddesi) İskele tarafında batısında bulunmaktadır. Klazomenai M.Ö.188 de, Roma'nın Pergamon Krallığı'nın müttefiki olarak yer aldığı, Suriye Krallığı ile yapılan Apemai barışından sonra, Romalı'lar tarafından özgür bırakılan şehirler arasındadır.Ayrıca Drymussa (Uzunada) Adası'da Klazomenai'a eklenmiştir. Arkeolojik bulgular Klazonmenai Kentinde yerleşimin en geç M.S. 5. Y.Y. başlarına kadar devam ettiğini göstermektedir. Bizans döneminde Piskoposluk listesinde adı geçen Klazomenai kentinin bazı arkeolojik deliller işiığında eski kent arazisi içinde kalan ve günümüzde Gülbahçe olarak adlandırılan yerde bulunmaktadır.
Helenistik-Roma döneminde anakara boşaltılmış ve Karantina Adası'ndaki yerleşim önem kazanmıştır. Karantina Adası'nın doğu kıyısındaki modern plajın içerisinde Helenistik-Roma dönemi villaların duvarları ve deniz içindeki temelleri gözlenebilmektedir. Adanın kuzeyindeki tepenin en yüksek noktasında bir tapınak bulunmaktadır. Bu tapınağın terasının kuzeyindeki bir yığıntıdan Arkaik dönem oturan kadın heykelciklerinin Helenistik dönem kopyaları elde edilmiştir.
Karantina Adası'nda çıkarılan çeşitli arkeolojik eserlerden yerleşimin M.S. 5. Y.Y.'a kadar devam ettiğini göstermiştir.
Türkler 1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu'ya daha sistemli bir şekilde yerleşmeye başlamışlardır. Kendi Türk-İslam kültürlerini Anadolu'da yerleştirmiş ve karşılıklı kültür alışverişiyle Anadolu uygarlığı ortaya çıkmıştır. Bu şekilde Anadolu'da ilk büyük Türk Devleti Anadolu Selçukluları olmuştur.
Türklerin Ege Denizine ve İzmir'e ulaşması 1080 li yıllarda Çaka Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. İzmir artık bir Bizans şehiri değil bir Türk şehri olmuştur. Çaka Bey Türklerin ilk donanmasını da kurmuştur. Bu sayede kıyı şehirlerini de ele geçirmiştir. Bu şehirler arasında Klazomenai'de vardır. Çaka Bey'in kurduğu beylik kendi ölümüyle birlikte dağılmıştır. Bu tarşhten sonra iki yüzyıl kadar Batı Anadolu'da Türk - Bizans mücadelesi olmuştur.
1243 yılında Anadolu' giren Baycu Noyan komutasındaki Moğollar Anadolu Selçuklular'ın zayıflamasına sebep olmuştur. Anadolu Selçuklular'ın 1308 yılında yıkılmasıyla Anadolu'da beylikler dönemi başlamıştır.Bu beyliklerden Aydınoğulları Beyliği Batı Anadolu'da kurulmuştur. Aydınoğulları Beyliği 1308 yılında Germiyanoğulları Beyliği Subaşısı Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından kurulmuştur. 1330 yıllarında İzmir ve Urla'yı topraklarına katmıştır. Bu Aydınoğlu Umur Bey ve İbrahim Bahadır Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Aydınoğulları sahilden 4 km içeride yeni bir yerleşim yeri kurmuşlardır. XIV. Y.Y. sonlarına ait bulunan eski kayıtlarda Urla'dan Karye Pazarı olarak bahsetmektedir. Urla ilk kurulduğu yıllardan itibaren bir pazar yeri olma özelliğindedir. Bunda liman ve Çeşme'nin ticaret merkezi olması etken olmuştur. 1390 yılında Osmanlılar'ın eline geçmiştir.
TORBALI
Torbalı, orta, batı, güney kısmı ova, kuzey ve kuzeydoğu ile güney batı kısmı dağlar ile çevrili Küçük Menderes Havzası üzerinde 603 km2 lik bir alan üzerinde kuruludur. Doğusunda Bayındır ve Tire, batısında Menderes, kuzeyinde Buca ve Kemalpaşa ve güneyinde Selçuk İlçeleriyle komşudur. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilçemizde yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer.İlçe merkezinin rakımı 35 mt. olup, İlçenin en yüksek rakımı 781 mt. ile Keçikalesi Dağı tepesidir. En düşük rakım ise 15-20 mt. ile ilçenin güney kısmına düşen ovalardır. Yöremizdeki akarsular Fetrek Çayı, Arapkahve Çayı ve Çevlik Çayı, Küçükmenderes nehrine güneyden karışmaktadır.Yörenin mevcut toprak yapısı verimli olup, her türlü hububat ve endüstriyel bitkiler (tütün, pamuk gibi) ile sebze ve meyve yetiştirilir. Ayrıca dağ eteklerinde zeytinlikler mevcut olup, dağlar ise çam ağaçları ile kaplıdır.
Torbalı; Tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıkların merkezi içerisinde kalmış olup; ismini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan “Metropolis” bir diğer adıyla Triyanna yada Tripolis’den aldığı rivayet edilmektedir. (Bu günkü yerleşim yerinin yaklaşık 5 km güneyinde) Sırasıyla Neolitik, Kalkolotik,Tunç Çağları ile Frigya, Lydia, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini, 1071-1317 tarihlerinde Selçuklular ve Aydınoğulları, daha sonraları Osmanlı dönemini yaşamıştır.
Torbalının Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması 1390 yılında Yıldırım Bayezit’in şehzadesi Ertuğrul Beyi vali olarak Aydın’a atanmasıyla başlamış, o dönemde Torbalı İzmir Sancağına bağlı bir birim olarak kayıtlara geçmiştir. Osmanlı döneminde Osmanlı Sultanı Çelebi Mehmet’in 1414 yılında İzmir’i alması ile birlikte 1425 yılından sonra İzmir ve civarı tümüyle Osmanlı yönetimi altına girmiştir. Birinci Dünya Savaşını müteakiben 15 Mayıs 1919 -7 Eylül 1922 yılları arasında 40 aya yakın bir süre işgal altında kalmıştır. Kurtuluş Savaşının kazanılması ve Cumhuriyetin ilanı ile birlikte 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu uyarınca sancaklar kaldırılmış, yerine vilayetler ihdas edilmiş, bunun sonucu Aydın Vilayeti parçalanmış, İzmir Sancağı da İzmir Vilayeti olarak kurulmuştur. Torbalı da İzmir’e bağlı bir nahiye olmuştur. 26 Haziran 1926 tarih ve 877 Sayılı Teşkilatı Mülkiye Kanunu ile Torbalı ilçe haline getirilmiş, ( 26.06.1926 tarih ve 404 Sayılı Resmi Gazete) 1927 yılında ise belediyelik olmuştur.
15 Ağustos 2015 Cumartesi
TİRE
Tire’nin yüzölçümü 792 km² dir. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı`na göre toplam nüfusu 78.025`tir. Bu nüfusun 42.988`i merkezde, 35.037`si belde ve köylerde yaşamaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği 92 metre olan ilçenin; kuzeyindeki Küçük Menderes Ovası ve akarsuyu ile güneyindeki Aydın Dağları'nın bir uzantısı olan Güme (Küme) Dağları en önemli yer şekillerini oluşturmaktadır.
Küçük Menderes Ovası tektonik hareketler sonucunda oluşmuş bir çöküntü ovasıdır(Graben) . Ova boyunca akan Küçük Menderes Nehri , taşıdığı alüvyonları biriktirerek tarımsal anlamda oldukça verimli arazilerin oluşmasını sağlamış, bu özelliği ile ilk çağlardan bu yana insanların başlıca yerleşim alanını teşkil etmiştir. 175 km uzunluğundaki Küçük Menderes Nehri, Selçuk ilçesi yakınlarından Ege Denizine dökülmektedir.
Doğubatı doğrultusunda uzanan 1646 m. yüksekliğindeki Güme (Küme) Dağları, Aydın Dağları'nın bir kolu olup epirojenez hareketler sonucu oluşan yükselti birimidir (Horst). Bunun yanı sıra Küçük Menderes Ovası içinde irili ufaklı tepe/ tepecikler vardır.
Doğal bitki örtüsünü, karakteristik Akdeniz iklimine ait bozulmuş ormanlıklar ve makiler oluşturmaktadır.
Güme Dağları'nın yüksek kısımlarında kızıl çam ormanlarına rastlanmaktadır.
İlçeye ulaşım kara ve demir yolu ile sağlanmaktadır. Tire ilçesi İzmir Aydın otoyoluna 35 km' mesafededir.
İzmir Adnan Menderes Havaalanı ise ilçenin 70 km kuzeyinde yer almaktadır. İzmir ve Kuşadası limanları Tire ilçesinin deniz ulaşımını ve deniz taşımacılığı bağlantılarını oluşturmaktadır.
20 Temmuz 2015 Pazartesi
SELÇUK
Selçuk İlçesi; kuzeyden Torbalı, doğudan Tire, güneyden
Germencik, ve güney batıdan Kuşadası İlçeleri
ile çevrilidir. Küçük Menderes
Nehri, geniş bir ova ile ilçeye 3 km kuzeyinden geçip, 9 km batısından denize
dökülür. Doğusunda yükseklikleri pek fazla olmayan Maden, Kayser ve Sarıkaya
dağları, Güneyinde ise; Eteğinde büyük bir medeniyetin kurulmasına sahne olmuş
Bülbül Dağı vardır.
Kuzeybatısında içinde, Kuş Cenneti ve üç doğal gölete (
Çakal, Gebeklise ve Cevaşır) sahip olan Selçuk’ta, doğa çeşitli kuşların
barınmasına olanak sağlamaktadır. Selçuk yüzölçümünün, % 49 gibi büyük bir
bölümünün ormanlık alan olması, İlçe’nin doğal deseninin zenginliğini
oluşturur.
Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Selçuk da yazlar sıcak ve
kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Zeytin, pamuk, üzüm, narenciye
(özellikle mandalina ve şeftali ) ilçe halkının başlıca gelir kaynağıdır. Bunun
yanı sıra turizm de İlçe ve ülke ekonomisinin kalkınmasında önemli rol
oynamaktadır.
Selçuk, Dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biridir.
Antik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Selçuk’ta bulunan
tarihi yapıların büyük bir bölümü ayaktadır. Efes ören yeri, Türk ve dünya
turizmi açısından çok önemli bir merkezdir, Efes her yıl yaklaşık olarak 2
milyon ziyaretçi tarafından gezilmektedir. Selçuk Efes Müzesi, sahip olduğu ve
sergilediği sadece yerel eserlerle Avrupa’nın en önemli ve en zengin
müzelerinden birisidir. Bu etkinlikler dışında, müzede verilen konferanslar ve
açılan resim sergileri kültür hayatını canlı tutmaktadır. Selçuklu sanatının en
önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk’tadır. Cami, hem avlulu Türk
camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir.
İlçeye bağlı Şirince köyü, başlı başına popüler
bir kırsal turizm merkezidir.
İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük
Menderes Nehri'nin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma
elverişli toprakları, Doğu’ya açılan büyük bir ticaret yolunun başında oluşu,
gerek Antik Çağ'da, gerekse de Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini
merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat
dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar arasında,
rüya tabircisi Artemidorus, şair Kallinos ve Hipponaks, filozof Herakleitos,
ressam Parrhasius, gramer bilgini Zenodotos sayılabilir.
Efes’in tarihi MÖ 6. binyıla kadar uzanmaktadır. Bu
sonuca son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen arkeolojik
yerleşke bulgularıyla varılmıştır. Ayasuluk Tepesi’nde yapılan kazılar da
burada Erken Tunç Çağı’ndan Hellenistik Çağ’a kadar kesintisiz yerleşmenin var
olduğunu göstermiştir. Bu da eski Efes’in Ayasuluk Tepesi’nde olduğunu, buranın
Anadolu kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır.
Ayrıca Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin bu kent olduğu da
kesinleşmiştir.
Strabon ve Pausanias gibi yazarlar, tarihçi Herodot,
Efesli şair Kallinos gibi antik kaynaklar Efes’in Amazonlar tarafından
kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Lelegler’den oluştuğuna işaret
etmektedirler.
MÖ 1050'de Androklos, diğer eski Yunan kolonistleri gibi
Anadolu’ya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. Efes, MÖ 7. yüzyıl da Kimmerler’in
istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerlebir edilir. MÖ 560’da kent
Lidyalılarca Artemision çevresine taşınır. MÖ 386'da akdedilen Kral Barışı’nın
sonunda Efes, Büyük İskender’in gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği
altına girer.
Bugün gezilen Efes, büyük ölçüde, Büyük İskender’in
generallerinden Lysimakhos tarafından MÖ 300’lerde kurulmuştur. Efes, Bizans
Çağı’nda tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir.
14 Haziran 2015 Pazar
SEFERİHİSAR
Seferihisar; İzmir'in güneybatısında ve il merkezine 45 km mesafede yer almaktadır. Kuzeyde Urla ve
Güzelbahçe, Doğuda Menderes ile çevrilidir. İlçenin batısının ve güneyinin Ege
Denizi’ne kıyısı olmakla birlikte ilçe merkezi denizden 5 km içeride
bulunmaktadır. İlçenin yüzölçümü 386 km²’dir. etrafı zeytin ve narenciye
ağaçları ile çevrili, doğal ve tarihi güzellikle dolu bir ilçedir. Akdeniz
iklimi yaşanan Seferihisar’ın sıcaklık ortalaması 18.3 derece, nispi nem ortalaması
ise % 61 dir. Yıllık yağış ortalaması ise 540 kg.dır.
Seferihisar ilçesi topraklarında en eski yerleşim yeri
Teos olup, burasının M.Ö. 2000 yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından
kurulduğu ve Karyalıların bir kenti olduğu bilinmektedir. Böylece yöreye 4000 yıldan
bu yana yerleşildiği söylenebilir.
Seferihisar 1084 yılında Selçuklu Komutanı Emir Çakabey tarafından
alınmış, II.Haçlı Seferi (1147-1149) sonrasında, bölge Sultan Mesut tarafından
Selçuklu topraklarına katılmıştır. Seferihisar, 1308 yılında Selçukluların
dağılması ile 1320' de Aydınoğuları’ nın egemenliğine ardından 1394 yılında da
Osmanlıların eline geçmiştir. İzmir 1850 yılında, Aydın vilayetinin merkezi
olunca, Seferihisar nahiyesi de 1884 yılında Belediye olmuştur.
Seferihisar ve çevresinde yüksek yaz sıcaklıkları
yaşanırken kışlar ılık geçmektedir. Bu duruma göre Seferihisar'ın Akdeniz
termik rejim bölgesi içinde olduğu söylenebilir. Çünkü yılın 4 ayında
(Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül) sıcaklıklar 20 C° nin üstündedir.
Seferihisar'da yıllık ortalama rüzgar hızı, yaklaşık
olarak 3,5 m/sn civarındadır. Ocak, Şubat, Mart aylarında rüzgar hızında nisbi
bir artış gözlenirken Mart ayından Haziran ayına kadar bir azalma daha sonra
tekrar yükselme gözlenmekte ise de bunlar önemli bir değer değildir. Diğer
yandan kışın ve geçiş mevsimlerinde rüzgarın hızı zaman zaman oldukça
artmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














